
Otomatik pilota sıklıkla geçtiğimiz, duygular ve düşüncelerle savrulduğumuz ve tepkiselliğin arttığı zamanların biri de iletişim anlarıdır.
Mindfulness bu konuda da bize pratik araçlar sunar. Bu araçlardan biriyle tanışmadan önce Farkında İletişim’in ilkelerine bakalım hadi:
1) Kişi Yerine Davranış ve Duyguya Odaklanmak
Çoğu insan stresli bir iletişim anında genellikle fark etmeden suçlayıcı ya da tetikleyici bir dil kullanır. Bu iletişim tarzı karşı tarafı sakinlik ve çözüm alanında tutmaktansa savunma tepkilerine yönlendirir.
Mesela siz “Beni kırdın” dediğinizde karşı taraf potansiyel olarak şunu hisseder: “Böyle hissetmesinin sorumlusu benim. Ben kötü biriyim”. Ama şöyle derseniz yine aynı mesajı verirsiniz ama bu kez farklı bir tonda: “Benim için önemli bir konuyu sana anlatırken beni dinlemediğinde kendimi değersiz hissediyorum. Geçen gün yine oldu ve kırıldım”
Farkında iletişim kişi yerine davranışa ve duyguya odaklanır.
2) Yargılama Yerine Anlama Çabası
İletişimde savunma tepkileri genellikle yargılandığımız ya da haksızlığa uğradığımız duygusunun ardından gelir. Bu çok doğaldır. İnsan beyni bir saldırı aldığıladığında savunmaya geçer. Ancak iletişimde niyetimiz kazanan taraf olmak olursa yargılar kolayca uyanır.
Bu yüzden iletişimde öncelikli niyetimiz karşı tarafı anlamak olmalıdır. Gerçekten ne anlatmaya çalışıyor? Ne hissediyor? Ne istiyor? Bir kaç cümleyle iletişimi yargısız bir zeminde tutabiliriz:
“Seni anlamak istiyorum. Bana ne hissettiğini ve bunun nedenlerini açıkça anlatır mısın? Seni sonuna kadar dinleyeceğim”
“Şu anda ikimiz için de zor. Ancak suçlamalar bize yardımcı olmayacak. Bunun yerine ne olduğunu anlayıp, ne yapabileceğimize odaklanalım mı? Elimden bir şey gelirse bunu yapmaya hazırım.”
3) Sakinlik ve Merkezi Korumak
Farkında ve sağlıklı iletişim zeminini korumak için içsel sakinliğe ve merkezimizde kalmaya ihtiyaç duyarız. Duygular ve yargıların ağırlığı ile ortaya çıkan tepkisellikle hareket etmektense asıl olana odaklanabiliriz:
“Kendim ve diğerlerinin iyiliği için bu zor anı nasıl yönetmek, bu duruma ne yanıt vermek isterim?”
İşte merkezimizde kalmamıza yardımcı olacak bir Mindfulness Pratiği:
FARKINDA İLETİŞİM İÇİN 50:50 PRATİĞİ
Dikkatinizin yüzde 50’sini bedeninize, yüzde 50’sini ise yaptığınız şeye verin. Bunu biriyle konuşurken denemeye başlayabilirsiniz. Bu kişiyle konuşurken, dikkatinizi bedende tutabileceğiniz bir yer seçin; o anda size uygun gelen, dikkatinizi sabitleyebileceğiniz bir yer. Bu ayaklarınızla yer arasındaki temas hissi, oturmanın hissi, ellerinizin teması ya da nefes alma hissi olabilir.
Şimdi, bununla birlikte dikkatinizin yüzde 50’sini karşınızdaki kişiye ve onun söylediklerine verin. Yalnızca kelimelerine değil, aynı zamanda beden dili gibi sözel olmayan iletişimine de. Dikkatinizi bu iki alanda birden tutup tutamayacağınıza bakın: karşınızdaki kişide olan bitenle, bedeninizde olan biteni aynı anda fark etmeye çalışın. Bedeniniz hem bir sabitleyici, hem de bir öğretmen ve rehberdir.
Elinizden geldiğince, hem yaptığınız şeye hem de bedeninizde seçtiğiniz o sabitleme noktasında olup bitenlere aynı anda dikkat etmeye çalışın.
Dilerim bu pratiği sever ve faydalı bulursunuz.
Pratikle ilgili buradan daha fazla okuma yapabilirsiniz.

