Zihnimiz geçmişte ve gelecekte salınıyor. Şimdiki anın; geçmişin geleceği, onun beden bulmuş hali olduğunu çoğu zaman unutuyoruz. Geçmişte bugünleri hayal etmemiş miydik? Şimdiki an bir zamanlar gelecek değil miydi? Peki sizce anda kalmakile sorunumuz ne? Neden şimdiki ana odaklanmakta zorlanıyoruz?

Bu hepimizin yaşadığı bir yanılsama. Şimdi bile çoğumuz şöyle demiyor mu: “Gelecekte bir an gelecek ve ben mutlu olacağım. Gelecekte bir anda huzurlu ve tam olacağım.”

Farkındalığın size kazandıracağı bir yetenek de “Şimdinin mutlu olmak, minnet duymak, canlılığı hissetmek” için gayet yeterli olduğunu bilmek olacaktır. Hayatı olduğu gibi kabul etmek, hoşumuza giden ve gitmeyen duygularla yaşamanın tam da böyle bir şey olduğunu idrak etmek… Can sıkıntısının, iç daralmasının egonun eski ve kötü alışkanlıkları olduğunu bilmek.

Onları da yaşamak, onların da içinden geçmek ama hayatımızın elementlerinin, sahip olduklarımızın, iyisine, güzeline, yeterliliğine tutunup tekrar aydınlığa çıkmak. Her şeye her gün, sanki ilk kez görüyormuş gibi, merakla, keşif duygusu ile bakabilmek. Taze ve yeni gözlerle…

Bunun için kendinizde farkındalık kazandıracağınız 5 şey ne olurdu derseniz aşağıdaki listeye göz atmak isteyebilirsiniz.

1. Radikal bir kabul yaklaşımı

Bir çoğumuz hoşumuza gitmeyen bir durum ya da duygu geliştiğinde fark etmeden direnmeye ya da kaçmaya başlarız. Ya da bu durum ya da duygu için bişeyler yapma ihtiyacı duyarız. Oysa bazı şeyler çözülmek değil sadece deneyimlemek için vardır.

Radikal kabul, şimdide yaşanan ne ise dış şartlar ve duygu dünyanızda fark etmeksizin, olanları oldukları gibi kabul etmek ve onlara karşı direnmemektir. “Bugün böyle hissediyorum ve diğer duygular gibi bu duygu da normal. Her şey gibi bu da gelecek, benimle kalacak ve sonra gidecek. Bu durumu kabul ediyorum.” diyebilmek. Bazı durumlarda direnmeden olanın olmasına izin vermektir.

2. Sabretmek

Sabır aslında tahammül etmek veya katlanmaktan ötede bir eylemdir. Sabır göstermek, şimdiki anda kendimize ve başkalarına alan yaratmaktır. Her şeyin bir zamanı vardır. O zaman gelene kadar yapılması gereken bir şey varsa yapılır, ancak sonuç alma beklentisinden bağımsız bir şekilde hayata devam edilir.

Her çiçek kendi zamanında açacaktır. Olması gerekenler kendi zamanında olacaktır. Her zaman tepki vermek, müdahale etmek, kontrol etmeye çalışmak gerekmez. Bazen sadece beklemek gerekir.

3. Şefkat göstermek

Şefkat hem kendimize hem de başkalarına karşı kalbimizi sıcak tutmaktır. Hepimizin yapabildikleri, yapamadıkları vardır. Hepimizin hayalleri, umutları vardır. Hepimizin yaşanmışlıkları, kırgınlıkları ve mutlulukları vardır. Ancak en temelde herkes mutlu olmak ister.

Şefkat şimdiki an içinde, kendimiz ya da diğerleri bir hal deneyimlerken, kendimize ve diğerlerine, aynı bir yakınımıza yaklaşır gibi yaklaşabilmektir. Her birimiz iyi bir gün geçiriyor olduğumuz gibi kötü bir gün geçiriyor da olabiliriz. Kötü bir gün geçiren ve bunu bize yansıtan birine kızmamak, kalbimizi sıcak tutmak kendi zihin konforumuz için de gereklidir.

4. Taze gözlerle bakabilmek

Zihnimiz sıkılmaya eğilimlidir. Önce bir deneyimi yaşamak ister, o deneyimi yaşar, sonra bu onun için normalleşir ve dışarıda yenilerini arar. Bu dengeli yapıldığında kıymetli ve güzeldir. Yeni deneyimler yaşamak, heyecan duymak elbette güzeldir. Ancak bu bir bağımlılığa dönüşürse çabuk tüketen ve enerjisini hep farklı şeylerin peşinde koşarak harcayan bir insana dönüşürüz.

Oysa her şeye, hayatımızdaki herkese yeni ve taze gözlerle bakmak deneyimlerin, ilişkilerin sayısı değil derinliğini artırmak bizi anda kalmak adına daha keyifli hale getirir. Bizi yüzeysellikten, derinliğe, renkliliğe, sakinliğe taşır. Her insanda her deneyimde keşfedilmeyi bekleyen yüzlerce yeni şey vardır.

5. Minnet duymak

Hepimiz çocukken hayal kurduk. Eğitimimizi tamamlayıp meslek sahibi olacağımız konforlu, neşeli bir hayat yaşamayı hayal ettik. Bir çoğumuz belki şimdi bunların hepsine sahip. Ancak yine de çoğumuzun arayışı sona ermiş değil.

Her şey güzelken bile içimizde ince bir tatminsizlik hissi baş gösteriyor. Buna egonun eski ve kötü bir alışkanlığı diyebiliriz. Bu durumun panzehiri ise hatırlamak. Nelere sahip olduğumuzu, onların ne kadar değerli olduğunu, onlar için ne kadar emek harcadığımızı hatırlamak ve minnet duymak.

Bunun için kendimize zaman ayırıp belki hayatımıza biraz yukarıdan bir gözle bakmak, nerelerden geçtiğimizi, neleri başardığımızı hatırlamak. Belki bununla ilgili bir yazı yazmak, günlük tutmak hatırlamamıza yardım edebilir.

Bu yazı ilk kez 18.07.2019’da livetobloom.com’da yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yenilik ve etkinliklerden haberdar olmak için;